Ticari Aydınlatma
Ticaretin ana kuralı, üretebildiğiniz ya da elinizdeki ürünü satabilmeniz ile ilgilidir. İlk yerleşik toplumlarda ve sonrasındaki dönemlerde finans piyasalarının olmaması, satış ve pazarlar için gerekli olan dinamiklerin tam oluşmamasına neden olmuştu. Bu dönemde yapılan ticaret, kitlesel üretimin olmaması ve teknolojik kısıtlamalar nedeniyle, mecburen birebir olarak gerçekleşmekteydi. Çoğunlukla üreticiler üretir ve birinci elden satışını da gerçekleştirirlerdi. Bu nedenle ürünlere daha cazip, çekici ya da tüketiciyi ikna edici bir özellik katmak gibi bir amaç oluşmamıştı.
Sanayileşme ile birlikte, fabrikalaşmaya ve buradan kurumsal firma kimlik yapısına geçilmeye başlandı. Firmaların ana amacı ürünü geliştirip kitlesel halde üretmek ve satmaktı. Bu süreçte tüketicilerin taleplerini karşılamaya yönelik rekabet ortamı oluşmaya başladı. İlk kez sanayileşme ile birlikte yapılan kitlesel üretimlerde ürünlerin tüketiciyi etkilemesine yönelik çalışmalara da imza atıldı.
- yy ortalarından itibaren üretilen malzemeler, tüketici için bir ihtiyaç olmaktan öte bir ürün olmaya başladı. Ürün tanımı, ihtiyaç duyulan malzeme olmaktan çıkıp, akla, kalbe ve ruha sahip, bütünsel bir yaklaşım olarak tanımlandı.
Günümüzde artık üreticiler, ürünlerini tüketicinin ihtiyaçları doğrultusunda ve ekonomik olarak üretmek zorundadır. Aynı ürün grubuna hizmet eden firmalar ise işin sadece ekonomik boyutunda kalmak yerine ürünlerinin “albenisini” arttırıcı yöntemler geliştirmeye başladı.
Bu noktada insanın ihtiyacı olan bir ürünü almak isterken, hangi markanın hangi ürününü seçmesine yönelik bilimsel araştırmalar hız kazandı. Kitabımızda şu ana kadar bahsedilen ve burada en üst noktaya ulaşan konu “insan ve duygular” olarak karşımıza çıkmaktadır. Müzik, ambiyans, renkler, aydınlatma konuları araştırılmaya ve insanların bu olgular üzerindeki tepkileri ölçülmeye başlandı. Bu olguların ticaretteki arttırıcılığı ve önemine geçmeden önce, insan beyninin bu konudaki eğilimlerini incelememiz gerekmektedir.
Stella McCartney / London
Yapılan çalışmalar bize gösteriyor ki; beyin farklı hücresel ve işlevsel özellikleri olan 3 ana bölüme ayrılıyor:
En alt kısımda bulunan eski beyin (sürüngen beyin olarak da geçmektedir) denilen karar verici bir bölüm vardır. Bu bölümün en temel görevi insanı hayatta tutmaktır. Bu görevi yerine getirmek için diğer her şeyi görmezden gelir. Eliniz yandığında çekmeniz, köpek havladığında korkmanız ve ani hareket yapmanız, gözünüze gelen sinekten milisaniye ile kaçmanızı bu sistem yapar.
Siz bu hareketleri istemli biçimde yapamazsınız. Zaten bunu yapmaya zamanınızda olamaz. Siz sineği fark edip göz kaslarınıza kapanması için sinyal gönderene kadar sinek çoktan girmiş olur.
Orta beyin ya da duygusal beyin dediğimiz kısım, eski beynin üzerinde olan bir bölüm olup daha çok an ile ilgilenir. Duygular ve şuan onun için önemlidir.
Son olarak da insanı temelde tüm canlılardan ayıran matematik sorularını çözmemizi, uzaya araç göndermemizi, konuşmamızı sağlayan yeni beyin (prefrontal korteks) vardır.
Üreticiler, bu çalışmalar doğrultusunda insanların orta beynine hitap etmek için harekete geçti. Tüketicilerin kararlarını etkileyebilmek için kendi markalarının görsel logolarını, müziklerini, konseptlerini oluşturdular.
Reklam sektöründe seçilen yüzler, kullanılan sloganlar, renkler, sesler, aydınlatmalar, makyajlar… Tüm bu duygusal işaretleyicilerin tek amacı insanın orta beynine hitap edebilmek ve ürünün cazip hale gelmesini arttırmak için insandaki hazzın arttırılmasına yönelik çalışmalardır. Buradaki temel amaç markalar ne kadar çok duygusal işaretleyiciyi harekete geçirirse insan vücudunun salgıladığı dopamin miktarı artacak ve tüketicinin gözünde ürünün cazibesi artarak, sahip olabilme hazzı tetiklenecektir.
Bu duygusal işaretleyiciler tüketicide o kadar yoğun haz oluşturabilir ki bir süre sonra ürünü alıp almamaktan ziyade bu hazzı yaşamak ön plana çıkar. Bugün bir ihtiyacımız olmadığı halde alışveriş merkezlerine gidip mağazaları gezmemizin sebeplerinden biri, bizi çeken bu hazdır. Markalar, mağazalarında o kadar çok duygusal işaretleyici kullanıyorlar ki orada bulunmak bile çoğumuza ihtiyacımız olmadığı halde ürünü beğenmemizi ve almamızı sağlıyor.
Mağazalarda, restoranlarda, kafelerde ve bunun gibi tüketiciyi içine alacak ortamlarda müzik, renk, dekor ve aydınlatma büyük öneme sahiptir. Marka değerini oluşturmada, aydınlatma dışındaki konuları uzmanlara bırakıp doğru aydınlatmanın ticari olarak bize katacaklarına gelirsek;
Luxreview adlı site 2015’te mağazalarda ışıklandırmanın önemi konusunda kapsamlı bir araştırma gerçekleştirdi. Buna göre mağaza aydınlatmalarının, müşterileri mekân içerisinde yönlendirme ve kişi başı harcama miktarını arttırma potansiyeline sahip olduğu tespit edildi.
Avusturya merkezli aydınlatma şirketi Zumtobel, Almanya’da bulunan bir giyim mağazasının kendi müşteri profiline ve hedef kitlesine hitap eden bir ışıklandırma sistemi kurduğunu, bunun akabinde de aynı moda segmentinde faaliyet gösteren bir rakibine göre satışlarını %12 civarında arttırdığını öne sürüyor.
Bir mağazaya giren kişilerin, karşılaşacakları ortam, ruh hallerini, markanıza olan bakışlarını ve ürünleriniz hakkındaki fikirlerini derinden etkileyebilir.
Sıcak renklerle aydınlatılmış ve dekore edilmiş bir mağazada müşteri kendisini ev ortamında hissedecek ve vücut fonksiyonları dinginleşip, orada vakit geçirmesi artacaktır. Eğer soğuk renklerle yapılan bir aydınlatma tercih edilirse, ürünlerin daha net görülmesi sağlanmakla birlikte kişilerde rahatsızlık hissi uyandıracaktır. Satışını yaptığınız ürün konseptine göre, aydınlatma yapılması size gerekli faydayı sağlayacaktır.
Eğer lüks statüsünde bir restoran ya da kafe işletiyorsanız, sıcak renklerin ve düşük şiddette ışığın olması müşterinizin ortamda kalma süresini ve tüketimini arttıracaktır.
Aydınlatma Seviyesi Düşürülmüş Restoran
Bunun aksine bir fastfood işletmecisi iseniz, soğuk ışık renkleri tercih ederseniz; kişinin yemeğini hızlı tüketmesi ve bulunduğu ortamı terk etmesini hızlandırabilirsiniz. Bu sayede müşteri sirkülasyonunu artırabilirsiniz.
Aydınlatma Seviyesi Arttırılmış Restoran
Bir ortamın aydınlatılması için 4 kriter belirlenmiştir. Bunlar sırasıyla;
- Genel aydınlatma
- Görev aydınlatma
- Vurgu aydınlatma
- Dekoratif aydınlatma
Genel aydınlatmada amaç; müşterinin belli bir noktaya ya da detaya takılmadan tüm konsepte hakim olabilmesi, ortam içinde kendini rahat hissedebilmesidir.
Görev aydınlatmasında ise; müşterinin hareket esnasında rahatsız olmadan istediği noktaya, rahatça ulaşabilmesi sağlanmalıdır.
Vurgu aydınlatma en önemli detaydır çünkü sergilenen, satılmak istenen ürünün tam olarak belirgin bir şekilde, diğer detayların tamamen görünmez olduğu bir ortamda, müşterinin ilgisini çekmesi gerekmektedir.
Louis Vuitton Mağazası
Fotoğraftan görüleceği üzere mağazanın genel aydınlatmasında sıcak renkler ile konforlu bir ortam oluşturulmuş, görev aydınlatması ile ortamda rahat hareket edilebilmesi sağlanmış ve hedef aydınlatması ile çantalar ön plana çıkarılmıştır.



